Ağız kokusu toplumda çok büyük bir sorundur. Tahmin edilenden daha yaygındır ve sosyal ortamlarda sizi ve diğer insanları çok rahatsız eder. Bazı önlemlerle kötü ağız kokunuzu önleyebilirsiniz. Ağız kokusunu bir hastalık olarak tanımlamak zordur. Her sağlıklı bireyin sabah uyandığında ağızında çirkin bir koku bulunabilir. Bu sebeple kantitatif ölçümler yapılmadan fizyolojik ve patolojik ağız kokusu arasına keskin bir sınır koymak her zaman mümkün olmayabilir
Ağızdaki çirkin kokuya kısaca ağız kokusu veya halitosis denir.Tıp tarihinde halitosis?e ait ilk yazılı belgeler 8. yüzyılda Mohammedan okuluna aittir ama muhtemelen insanlar ağız kokusundan daha eski tarihlerden beri yakınmışlardır. Bu belgelere göre ağız kokusunun tedavisinde gümüş kullanılmaktaydı.
Patolojik ağız kokusu günümüzde medeni toplumlar da dahil olmak üzere oldukça yaygındır, aynı zamanda sosyal bir incinme sebebidir. Psikolojik sorunları beraberinde getirir. Ağız kokusunun sebep olduğu sosyal problemler biyolojik problemlerden daha fazladır. Hatta eğer ağız kokusu sosyal bir problem yaratmasaydı belkide bir hastalık olarak görülmeyecek, tedavisi için emek ve gayret sarfedilmeyecekti. Ağız kokusundan yakınan bireyler sosyal yaşantılarında kendilerine olan güvenlerini kaybedebilirler. İnsanların kendine olan güvenlerini artırmak amacıyla Japonya?da bir dişhekimleri odası, 2002 yılında ağız kokusunu engellemek için lokal bir kampanya düzenlemiştir. Taşınabilir bir halitometre, eğitim programı ve gönüllü dişhekimleri uygulamaya dahil edilmiştir. Katılım %70 civarında olmuştur.
Ağız kokusu birçok sebebe bağlı olarak oluşabilmekte ve çoğu zaman oldukça rahatsız edici bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman önlenmesi, basit tedbirlerle mümkün olmakta iken, kimi zaman giderilmesi kolay olmamaktadır.

Normal şartlarda ağzımızın içerisinde çok sayıda çeşitli bakteri mevcuttur. Bunların içerisinden çok az bir kısmı uçucu sülfür bileşikleri üreten bakterilerdir. İşte ağız kokusu ağızda bulanan bakterilerin ürettiği sülfür içerikli gazlarla ortaya çıkmaktadır.
Kahve, bakterilerin daha çabuk üreyebileceği asidik ortamı yaratması nedeni ile ağız kokusuna sebep olabilir.
Alkol kullanımı sonrası ağız kuruluğu ve dolayısıyla ağız kokusu ortaya çıkabilir.Sigara doğrudan veya yol açtığı diş ve dişeti hastalıkları nedeni ile ağız kokusu sebebidir.Daha hafif ve tedavisi daha kolay olan bu ağız kokusu nedenlerinden başka, patolojik nedenler dediğimiz daha şiddetli ve tedavisinde güçlükle karşılaşabilecek önemli bulduğumuz ağız kokusu nedenleri şunlardır:
Diş ve dişeti hastalıkları
- Dilin üst arka bölünmünde tat tomurcukları arasındaki birikintiler ve bunların üzerinde yer alan bakteriler.
- Tükürük salgılanmasında azalmaya sebep olan çeşitli durumlar (ağız boşluğunun kendi kendini temizleme mekanizmasını etkilerler).
- Bademcik dokusu üzerinde 'kript' adını verdiğimiz çukurlar. İçerisinde biriken yemek artıkları, epitel döküntülerin mevcudiyeti.
- Sindirim sistemi hastalıkları da ağız kokusu nedenlerinden biridir.
- Ösefageal reflü, onikiparmak bağırsağında darlık, mide fıtığı mevcudiyeti ağız kokusuna neden olabilir.
- Mide ülserine sebep olan 'Helicobacter pylori' de ağız kokusu yaratan bir etken olarak düşünülmektedir. Nefesteki kötü kokunun şiddeti, 'H. pyleri' pozitif olan hastalarda, negatif olan hastalara göre daha yüksek bulunmuştur.
Bunların dışında ağız kokusuna sebep olabilecek genel sebepleri şöyle sıralayabiliriz:
- Şeker hastalığı
- Kronik böbrek yetmezliği
- Hormonal rahatsızlıklar
- Bazı kan hastalıkları
Ağız kokusu insanlarda çok büyük güvensizlikler yaratır. Nedense birçok insan sebebini yanlış yerde tahmin ediyor. Bu nedenle de çoğu zaman yanlış çözümlere hatta antibiyotik gibi riskli önlemlere yelteniyorlar. Oysa evlerindeki imkanlarla çok daha kolay ve basit çözümler bulabilirler.
Halitoz ile ilgili, yani ağız kokusu sorunu ile bilim adamları ancak son yıllarda yoğun olarak ilgilenmeye başladılar ve bu nedenle de bu konu hakkında sanıldığından fazl önyargı bulunmakta. Amerika'da telefonda yapılan anketlerde ortalama her ikikişiden birinin pahalı 'nefes temizleyici' sprey ya da ağız suları kullanığı ortaya çıktı. Güncel araştırmalar da gösteriyor ki, sadece yüzde 23'lük bir kesim arada sırada kötü bir ağız kokusuna sahip oluyorlar. Üstelik bu durumda sadece, ağır baharatlı bir yemekten ya da kahvaltı yapılmadan sabahın erken saatlerinde oluyor.
İnsanların sadece %6'sı sürekli ağız kokusu sorununu yaşıyor. Bu bilgiler ışığında gerçekten doktora gitmeden ya da kendi imkanları ile ağız kokusunakarşı önlemler almaya başlamadan önce gerçekten ağız kokusu sorununun var olup olmadığını iyi tespit etmek lazım. Bunu tespit etmek te hiç te zor değil. Size çok yakın olan eşinize de sorabileceğiniz gibi, çok yakın bir dostunuzun da bu konu da fikrini alabilirsiniz. Tam bir netice almak isteyenler ise: Bir kaç yıldır gaz kromatograflar ve özel sülfit monitörleri var. Bunlar nefesin yapısını kesin olarak gösterebiliyorlar. Ancak bu aygıtların yaygınlığından bahsetmek pek mümkün değil.
Ağız kokusuna sebep olan faktörler arasında çoğu zaman vücudun hazm etme mekanizmasındaki sorunlardan kaynaklandığını düşünülüyor ve önlem olarak da bağırsak temizleyici maddeleri terapi olarak kullanmaya kalkışıyorlar. Yine bir başka kesim ise, dişlerin ağız kokusunun sebebi olduğunu düşünürler ve pahalı elektronik hijyen aletleri almaya kalkışırlar.
Ancak gerçek şu şekildedir: Vakaların %90'ında ağız kokusu gerçekten ağızdan kaynaklanıyor ve müsebbihi orada duruyor. Tel Aviv Üniversitesinden Prof. Mel Rosenberg bunu belirttikten sonra ana faktörlerin de dilin arka kısmında yuvalandığını vurguluyor."Bu tabaka tükürük tarafından tam olarak temizlenemiyor" diyor. "Üstelik ufak buruşukluklar arasında da rahatça bakteriler yerleşebiliyor". Besin açısından da dilin arka kısmı çok uygun bir ortam oluyor nikroplar için.
Zira bu kısma sadece yemek artıkları gelmiyor, aynı zamanda nefes borunlarından gelen sekret sıvıları da buraya düşüyor. Bu kesintisiz besin kaynağını mikroplar örneğin çürümüş yumurta kokusuna sülfirik hidrojene dönüştürüyorlar. Ya da ayak ayak kokusunu hatırlatan izo valeryan asitine ve hatta hayvan kadavlarında bulunan kadaverine dahi dönüştürebiliyorlar.
Hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgi için
tıklayınız