Box Teknik Nedir? Nasıl Yapılır?

Box teknik ile arka diş çürükleri özel şekillendirme yöntemiyle temizlenir, diş dokusu korunarak dayanıklı ve estetik dolgu uygulanır.

Box teknik 2008 yılında geliştirilen bir kemik rejeneratif tekniği olarak açıklanabilir. Bu yöntem kısa zamanda sıklıkla tercih edilen metotlardan biri haline geldi. Polilaktik asit materyal ile kemik hacminin yeniden kazandırılmasını sağlamayı amaçlayan bu yöntemin oldukça yüksek bir başarı oranına sahip olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle çene kemiği kaybının yüksek olması durumunda devreye giren box teknik hakkında merak edilen tüm soruları yanıtlayacağız. İlk olarak bu yöntemi daha yakından inceleyelim.

Box Teknik (Greftleme) Nedir?

Bilindiği gibi pek çok nedene bağlı olarak çene kemiğinde kayıplar meydana gelebiliyor. Kemikteki kaybı yerine getirmek için sık kullanılan yöntemlerden biri kemik greftidir. Alternatif yöntemlerden biri de box teknik olarak da bilinen kutu tekniğidir. Bu teknikte üç boşluk boyutunda kemik yenilenmesi sağlanabiliyor. Kemik hacminde meydana gelen kaybın ortadan kaldırılması sağlanıyor ve özel bir materyal ile bu kayıp dolduruluyor.

Box Teknik Nasıl Uygulanır?

Ağız içi muayene ve radyolojik görüntüleme ile çene kemiğinde ne oranda kayıp meydana geldiği belirlenir. Şayet ağız içinde bir sağlık sorunu varsa önce tedavisi yapılır. Sonrasında kayıp olan kemik dokunun doldurulması yani yeniden kemik dokunun güçlendirilmesi için box teknik uygulanır. İşlemin lokal anestezi altında gerçekleştirildiğini ve hastanın acı hissetmesinin mümkün olmadığını da eklemek gerekir.

Box Tekniğin Aşamaları Nelerdir?

Genel olarak box teknik aşamaları şu şekilde sıralanabilir:

  • İşleme başlanmadan önce ağız içi muayene gerçekleştirilir. Aynı zamanda bilgisayarlı tomografi ile görüntüleme yapılır ve çene kemiğinin durumunun daha iyi değerlendirilmesi sağlanır.
  • Şayet muayene esnasında diş çürüğü ya da diş eti enfeksiyonu gibi bir sağlık sorunu tespit edilirse bu sorun giderilir. Çünkü bu işleme başlanmadan ağız hijyeninin tam olarak sağlanmış olması gereklidir.
  • Lokal anestezi ile işlemin yapılacağı bölge uyuşturulur. Sadece ender durumlarda genel anestezi yöntemi tercih edilir.
  • Polilaktik asitten oluşan bariyer plaklar ile 3 boyutlu yeni bir kemik oluşturulur. Bunun için mevcut kemiklere bu özel materyalden hazırlanan plakların sabitlenmesi sağlanır. Böylelikle bir set duvarı gibi kutu formunda bir alan oluşturulur ve kemik greftinin sabit kalması sağlanır.
  • Son aşamada bölge diş eti ile kapatılır ve dikiş atılır.

Box Teknik Hangi Durumlarda Kullanılır?

Çoğunlukla box teknik ileri düzeyde çene kemiği kaybı meydana geldiğinde kullanılır. Genel olarak implant tedavisi planlanmadan önce kemik yoğunluğunun yeterli olup olmadığı değerlendirilir. Bu seviyeyi yakalamak için de tercih edilen yöntemlerden biri kutu tekniğidir. Yaş sınırı da sık sorulan sorulardan biridir ve yaş sınırlamasına dair kesin kuralların olmadığını söyleyebiliriz. Yöntem, erken yaşlarda uygulanabildiği gibi ileri yaşlarda da uygulanabilir.

Box Teknikte Kullanılan Malzemeler

Box Teknik avantajları

Öncelikle box teknik için kullanılan malzemelerin özel olarak üretildiğini belirtelim. Kullanılan malzeme ise polilaktik asit bazlı bariyer plakalarıdır. Bu materyal poly D, L-laktik asit olarak da bilinir. Plaklar hiçbir şekilde sağlığa zarar vermez. Ağız içi dokulara ve kemik dokuya uyumlu bir malzemedir. Emilebilir bir yapıda olmaları ise son derece önemlidir. Kemik dokusu yenilendiğinde vücutta kendiliğinden erir ve plakların çıkarılması için ekstra bir işlem yapılmasına gerek kalmaz. Kullanılan kemik greftleri ise değişebilir. İnsan ya da hayvan kaynaklı olabilir ya da diş hekiminiz tarafından sentetik materyaller de kullanılabilir.

Box Teknik Hangi Hastalar İçin Uygundur?

Hastanın genel olarak ağız içi sağlığı ile alakalı bir sorununun olmaması gereklidir. İleri düzeyde kemik kaybı yaşamış hastalar box teknik uygulamasının en sık tercih edildiği hasta grubudur. Kalp, tansiyon ya da şeker hastalığının olmaması da önem taşır. Yaşın ilerlemiş olması bu işlemin yapılmasına engel olmaz. Zira genellikle ileri yaşlarda kemik kaybı fazla oluyor ve dolayısıyla bu işlem ileri yaş hastalara daha sık uygulanıyor. Ancak hastanın baş ya da boyun bölgesine radyoterapi uygulanmışsa bu işlemin yapılması doğru olmayacaktır. Nedeni ise iyileşme ihtimalinin sıkıntılı olmasıdır.

Uzun süre total protez kullanmış olan hastalar da implant işlemini tercih etmek istiyor. Ancak çene kemiğinde kayıp fazla olduğundan kutu tekniğinin uygulanmasını talep edebiliyor. Elbette bu hastalar için de kutu metodu tercih edilebilir. Kişinin daha önce protez diş kullanmış olması, bu tekniğin uygulanmasına engel olmaz. Bu hastalarda kemik hacmi yeniden oluşturulduktan sonra full ağız implant tedavisi planlanabilir. Bununla birlikte travma nedeniyle diş kaybı yaşamış ya da çene kemiğinde kayıp meydana gelmiş olanlar için de tercih edilebilecek bir işlemdir Kemik kaybı tek bir diş bölgesinde sınırlıysa, sonrasında tek diş implant tedavisi planlanabilir. Birden fazla diş eksikliğinde ise çoklu diş implant tedavisi seçenekleri gündeme gelebilir. Randevu alarak diş hekimi ile görüşmeniz durumunda size daha detaylı bilgi verilir ve aynı zamanda kutu tekniği için uygun bir aday olup olmadığınız da net bir biçimde belirlenir.

Box Tekniğin Avantajları

Pek çok açıdan box teknik oldukça avantajlı bir yöntemdir. Bu tekniğin hastalara sağladığı avantajlardan bazıları şu şekildedir:

  • İstenen bölgelerde ideal oranda kemik hacminin oluşturulması sağlanır. Bunun için hastanın kendinden kemik alınması gerekmez.
  • Kullanılan materyal emilebilir özelliktedir ve bu nedenle istenen kemik yoğunluğu elde edildiğinde ikinci bir cerrahi müdahaleye gerek kalmaz. Plaklar kendiliğinden erir.
  • Hastalar bu süreci gayet konforlu bir biçimde atlatırlar. Tedavi süresinin kısa olması nedeniyle çok sayıda seansa gelmeleri gerekmez.
  • İşlemde kullanılan materyalin sağlığa bir zararı yoktur. Vücut tarafından kolaylıkla tolere edilebilen bir malzemedir. Enfeksiyona ya da daha farklı bir soruna yol açmaz.
  • Daha önce protez kullanan hastalara da uygulanabilir. Kemik kaybının fazla olması nedeniyle implanttan faydalanamayan hastalar için de uygun bir yöntemdir.
  • Sabit protez planlamasında All on Four sistemi tercih edilebilir. Daha fazla implant desteği gereken vakalarda ise All on Six tekniği uygulanabilir.

Kaybolan Çene Kemiği Yeniden Yapılabilir mi?

Kaybolan çene kemiğinin yapılandırılması mümkündür ve bunun için de devreye yine box teknik giriyor. İnsan çenesi kemiği ile gayet uyumlu olan kemik grefti materyalleri ile kayıp olan kemik dokusunun yapılandırılması sağlanabilir. Elbette mutlaka bir cerrahi müdahale yapılmalıdır. PLA plakları absorbe edilerek çene kemiğinde yapılandırma sürecinin başlatılması sağlanır. Çene kemiği hacminde önemli düzeyde bir yetersizlik olması durumunda söz konusu yöntemden siz de faydalanabilirsiniz. Kemik hacmi uygun seviyeye ulaştığında bazı hastalarda 1 günde implant uygulaması da planlanabilir. Bu sayede eksik diş sorunundan kurtulmanız için implant işleminin yapılması da mümkün olacaktır.

Box Tekniğin Tedavi Süresi Ne Kadardır?

Maalesef her hasta için geçerli olan bir box teknik süresinden söz edemeyiz. Bunun nedeni ise kemik dokusu hacmindeki yenilenme süresinin kişiden kişiye değişiyor olmasıdır. Bu tedavi pek çok açıdan avantajlıdır ancak hastaların sabırlı olması gerektiğinin de altını çizmek gerekir. Tedavi süresi bazı hastalarda 6 ay olurken bazı hastalarda 8 aya kadar çıkabiliyor. Hatta kemik dokusunun yapılanma hızına bağlı olarak bu süre daha da uzayabilir. Mutlaka bu sürenin tamamlanması ve kemik dokunun istenen yoğunluğa erişmesi beklenmelidir. Eğer ideal süre beklenmeden implant işlemine geçilirse implantın tutması mümkün olmaz. Dolayısıyla im implant tedavisinin başarılı bir sonuç sunması da mümkün olmayacaktır.

Klasik Kemik Ogmentasyonu İle Box Teknik Arasındaki Temel Farklar

kemik greftleme uygulaması

Diş hekimliğinde çene kemiği erimelerini tedavi etmek için uzun yıllardır uygulanan geleneksel yöntemler, genellikle hastanın kendi vücudundan kemik blokları alınmasını gerektirirdi. Kalça kemiğinden veya çenenin arka bölgelerinden kesilerek alınan bu otokrejen kemik blokları, erimenin olduğu bölgeye titanyum vidalarla sabitlenerek yeni bir hacim yaratılmaya çalışılırdı. Ancak bu durum, hastanın ağzında veya vücudunda ikinci bir cerrahi yara alanı oluşması anlamına geldiği için operasyon sonrası iyileşme sürecini oldukça zahmetli ve ağrılı bir hale getirirdi.

Modern diş hekimliğinin sunduğu box teknik uygulaması ise bu ikinci cerrahi alan zorunluluğunu tamamen ortadan kaldırarak tedavi felsefesini baştan aşağı değiştirmiştir. Hastadan kemik bloğu almak yerine, dışarıdan uygulanan biyouyumlu plaklar sayesinde erime bölgesinde yapay bir kutu oluşturulur ve bu kutunun içi laboratuvar ortamında hazırlanmış kemik tozlarıyla doldurulur. Bu sayede hem cerrahi travma minimuma indirilir hem de kemik oluşturulacak alanın hacmi hekim tarafından milimetrik olarak istenilen boyutlarda rahatça tasarlanabilir.

  • Geleneksel blok greftlerde ikinci bir ameliyat bölgesi gerekirken, modern kutu tekniğinde sadece eksik dişin olduğu bölgeye müdahale edilir.
  • Klasik yöntemde kullanılan sabitleyici titanyum vidaların aylar sonra ikinci bir işlemle çıkarılması gerekirken, yeni nesil polilaktik plaklar vücutta kendiliğinden erir.
  • Hastanın kendi kemiğinin şekillendirilmesi oldukça zorken, plaklarla oluşturulan iskelet sayesinde kemik istenilen anatomik formda üç boyutlu olarak inşa edilebilir.
  • Cerrahi travmanın azalması, operasyon sonrası oluşan ödem ve ağrı şikayetlerini geleneksel yöntemlere kıyasla inanılmaz derecede düşürür.

Biyolojik Olarak Eriyen Plakların Vücut İçindeki İşleyiş Mekanizması

Kutu tekniğinin en büyük tıbbi inovasyonu, iskelet yapısını oluşturmak için kullanılan şeffaf plakların polilaktik asit adı verilen tamamen biyouyumlu bir materyalden üretilmiş olmasıdır. Polilaktik asit veya kısaca PDLLA olarak bilinen bu madde, tıp dünyasında uzun yıllardır eriyen cerrahi dikişlerin veya ortopedik implantların üretiminde güvenle kullanılan bir polimerdir. Bu plaklar özel cihazlar yardımıyla ultrasonik dalgalarla eritilerek çene kemiğine kaynatılır ve kemik tozlarının etrafında muazzam bir bariyer oluşturur.

Bu bariyer, kemik tozlarının çevre dokuların baskısıyla ezilmesini ve formunu kaybetmesini engelleyen çok güçlü bir kalkan görevi görür. Ayrıca diş eti hücrelerinin kemik tozlarının içine sızarak kemikleşme sürecini bozmasını fiziksel olarak durdurur. Sadece kemik hücrelerinin çoğalmasına izin veren bu izole ortam, eksiksiz ve son derece sert bir çene kemiği dokusunun oluşması için ideal biyolojik şartları sağlar.

Kendi Kendine Emilim Süreci ve Avantajları

Oluşturulan bu yapay kalkanın görevini tamamladıktan sonra vücuttan nasıl uzaklaştırılacağı konusu, materyalin kimyasal yapısında gizlidir. Polilaktik asit plaklar, yerleştirildikten aylar sonra su ve karbondioksit gibi tamamen doğal yapıtaşlarına ayrılarak hücresel düzeyde metabolize edilir. Vücut bu materyali sessizce eriterek dışarı atar, böylece titanyum kafeslerde olduğu gibi hastanın yeniden ameliyat masasına yatıp iskeletin sökülmesi gibi yorucu bir prosedüre kesinlikle ihtiyaç duyulmaz.

Box Teknik Uygulaması Sonrası İyileşme ve Kemiğe Dönüşüm Süreci

Cerrahi operasyonun klinikte başarıyla tamamlanması, sürecin sadece ilk adımını oluşturur; asıl mucizevi değişim hastanın evde geçireceği o sessiz aylarda doku seviyesinde yaşanır. Kutu içine doldurulan kemik greftleri ve kök hücre içerikli materyaller, çene kemiğinden gelen kan damarlarıyla yavaş yavaş beslenmeye başlar. Bu kan damarları, yapay iskeletin içine yeni kemik hücreleri taşıyarak o bölgedeki cansız tozları adeta canlı ve sert bir beton bloğuna dönüştürür.

Kemiğin tam olarak olgunlaşması ve bir implantı taşıyacak mekanik sertliğe ulaşması, uygulanan defektin büyüklüğüne göre genellikle altı ile sekiz ay arasında bir fizyolojik bekleme süresi gerektirir. Bu uzun bekleme döneminde hastaların o bölgeye fiziksel baskı yapacak sert yiyeceklerden kaçınmaları ve hareketli geçici protezleri kullanırken hekimin talimatlarına harfiyen uymaları şarttır. Ancak bu sabırlı bekleyişin sonunda, tamamen erimiş ve protez yapılamaz denilen bir çene, box teknik sayesinde orijinal anatomik yüksekliğine kavuşarak ömür boyu hizmet edecek titanyum köklere hazır hale gelir.

Tedavi Başarısını Artıran Üç Boyutlu Radyolojik Planlama Adımları

Bu denli kapsamlı ve hacim artırıcı bir kemik cerrahisinin başarıya ulaşması, sadece cerrahın el becerisine değil, operasyon öncesinde yapılan detaylı mimari planlamaya da doğrudan bağlıdır. Çene kemiğinin ne kadar eridiğini ve hangi açılardan desteklenmesi gerektiğini standart iki boyutlu filmlerle saptamak imkansızdır. Bu nedenle hastalar operasyona alınmadan önce mutlaka üç boyutlu dental volumetrik tomografi cihazlarına girerek tüm kafatası yapılarının dijital bir kopyasını oluştururlar.

Elde edilen bu milimetrik tomografi kesitleri üzerinde, alt çeneden geçen sinir hatları veya üst çenedeki sinüs boşlukları büyük bir titizlikle işaretlenerek haritalandırılır. Hekim, kullanılacak polilaktik plakların boyutlarını ve eklenecek kemik tozunun hacmini bu dijital harita üzerinden ameliyattan günler önce hesaplamış olur. Kusursuz bir planlama, ameliyat masasında yaşanabilecek sürprizleri sıfıra indirerek hem operasyon süresini kısaltır hem de cerrahi riskleri tamamen ortadan kaldırır.

  • Çene kemiğinin mevcut kalınlığı ve yüksekliği tomografi üzerinden dijital olarak milimetrik bazda ölçümlenir.
  • Riskli anatomik bölgeler olan sinir kanalları ve sinüs zarları tespit edilerek cerrahi sınır hatları güvenle belirlenir.
  • Kutu iskeletini oluşturacak polimer plakların hangi açıyla yerleştirileceği sanal ortamda önceden simüle edilir.
  • Hastanın gelecekte yapılacak olan implantlarının pozisyonları baştan planlanarak, kemiğin tam da o bölgelerde yoğunlaşması sağlanır.

İleri Seviye Operasyonlarda Karşılaşılabilecek Riskler ve Çözümler

Ağız boşluğu, bakteri çeşitliliği açısından insan vücudunun en zengin ve bir o kadar da tehlikeli alanlarından biridir. Dışarıdan çok büyük hacimlerde sentetik veya doğal materyal eklendiğinde, bu dokuların enfekte olmadan sorunsuzca kaynaşması cerrahinin en kritik aşamasını oluşturur. Plakların ve kemik tozlarının tükürükle veya ağız içindeki bakterilerle temas etmesi, tüm emeğin çöpe gitmesine ve yerleştirilen iskeletin vücut tarafından reddedilmesine yol açabilir.

Bu riskin önüne geçmek için operasyon sırasında sterilizasyon kurallarına üst düzeyde riayet edilmesi ve hastanın işlem sonrası hekimin reçete ettiği antibiyotik protokolüne saniyesi saniyesine uyması gerekmektedir. İyileşme sürecinde dikişlerin zorlanmaması ve operasyon bölgesine asla fırça darbesi gelmemesi, enfeksiyon riskini en alt seviyeye çeker. Hastanın kendi ağız bakımına göstereceği özen, aslında bu büyük cerrahi yatırımın en güçlü sigortasıdır.

Yumuşak Doku Kapatılmasının Önemi

Bu cerrahinin teknik olarak en zorlayıcı kısmı, devasa boyutlarda büyütülen kemik iskeletinin üzerini hastanın kendi diş etiyle gerilimsiz bir şekilde kapatabilmektir. Diş eti eğer çok gergin dikilirse, günler içinde kan dolaşımı bozulur ve dikişler atarak altındaki iskelet yapısını açığa çıkarır. Cerrahlar bu durumu önlemek için diş eti dokusunu özel tekniklerle esneterek yara dudaklarının birbirine tamamen bol ve rahat bir şekilde kavuşmasını sağlarlar, böylece kusursuz bir doku yalıtımı elde edilmiş olur.

Box Teknik Fiyatları

Bu işlem için net bir box teknik fiyatından maalesef söz edemiyoruz. Nedeni ise tedavi fiyatının kişiden kişiye değişiyor olmasıdır, her hasta için ayrı bir işlem planlaması yapılır. Ne oranda kemik greftinin kullanılacağı gibi unsurlar fiyatı etkileyen hususlardır. Diş hekiminin deneyimi ya da kullanılan materyallerin kalite seviyesi de fiyatı etkiler. Kutu tekniği hakkında sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bu ve diğer tüm uygulamalar hakkında detaylı bilgi almak için implant tedavileri seçeneklerini inceleyebilirsiniz.

İmplant tedavisi hakkında kapsamlı bilgi için ana rehberimize göz atın.

İmplant Rehberi
Dr. Melike KENTKURAN

Medikal İnceleme

Dr. Melike KENTKURAN

Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı

Profili Gör

Yayınlanma: 22.10.2025 · Güncelleme: 29.04.2026

Kurumsal doğrulama: Hospitadent Tıbbi Yayın Kurulu

Bu içerik, medikal doğruluk, güncellik ve hasta bilgilendirme standartları açısından Hospitadent Tıbbi Yayın Kurulu yaklaşımına göre değerlendirilmiştir.