Çoklu diş implant tedavisi ile birden fazla eksik diş kalıcı implantlarla tamamlanır, güçlü çiğneme ve doğal estetik görünüm sağlanır.
Ağız ve diş sağlığında yan yana birden fazla dişin çürüme, travma veya ileri periodontal doku yıkımı nedeniyle kaybedilmesi, bireyin çiğneme verimliliğini, konuşma berraklığını ve yüz estetiğini doğrudan bozan önemli bir klinik tablodur. Modern protetik ve cerrahi diş hekimliğinde bu sorunlara kalıcı çözüm getiren çoklu diş implant uygulamaları, eksik diş boşluklarının çene kemiğine yerleştirilen biyometrik titanyum yapay köklerle rehabilite edilmesini sağlar. Geleneksel tedavi yaklaşımlarında olduğu gibi komşu sağlam dişlerin kesilerek küçültülmesini tamamen ortadan kaldıran bu yöntem, alveolar kemik dokusunun zamanla erimesini de biyomekanik olarak engeller. Eksik dişlerin sayısına, boşluğun uzunluğuna ve kemik yoğunluğuna bağlı olarak planlanan çoklu diş implant tedavisi, hastaya kendi doğal dişleriyle aynı ısırma konforunu ve görsel doğallığı kazandırır. Kliniğe başvuran hastaların kemik hacmi, genel sağlık durumu ve gülüş hattı detaylı dijital radyografik yöntemlerle taranarak kişiselleştirilmiş cerrahi protokoller çizilir. Başarılı bir cerrahi planlama kapsamında sunulan modern implant tedavisi yaklaşımları ve düzenli ağız hijyeni ile birleştiğinde çoklu diş implant restorasyonları, ömür boyu güvenle kullanılabilen en sağlam ve biyouyumlu oral rehabilitasyon seçeneği olarak kabul edilir.
Ağız boşluğunda ardışık iki veya daha fazla dişin eksik olduğu durumlarda, her bir eksik diş için ayrı ayrı vida yerleştirmek yerine belirli aralıklarla yerleştirilen titanyum armatürlerin üzerine sabit porselen ya da zirkonyum köprülerin monte edilmesi prosedürüne genel olarak çoklu diş implant adı verilir. Bu cerrahi yaklaşımın temel amacı, çiğneme kuvvetlerinin çene kemiği üzerinde dengeli dağılmasını sağlamak ve yüzün dikey boyutunu koruyarak erken yaşlanma görüntüsünün önüne geçmektir.
Doğal diş kökleri kaybolduğunda alveolar kemik, üzerine gelen mekanik yük kalktığı için zamanla hacmini kaybederek rezorbe olur. Çene kemiğinin içine cerrahi olarak yerleştirilen yapay kökler, kemik hücreleriyle mikroskobik düzeyde kaynaşarak osteointegrasyon sürecini başlatır. Bu durum kemik erimesini tamamen durdurur. Uzun vadeli klinik başarı sağlayan bu tedavi, hastanın beslenme düzenini ve çiğneme fonksiyonunu ilk günkü sağlamlığına kavuşturur.
Tedaviye başlarken hekim hastanın yumuşak doku sağlığını inceler ve üç boyutlu dental volümetrik tomografi ile çene kemiğinin milimetrik yüksekliğini, kalınlığını ve sinir kanallarına olan mesafesini dijital ortamda haritalandırır.
Lokal anestezi altında diş eti açılarak önceden belirlenen açılarla kemik yuvaları açılır ve vidalar dikkatle yerleştirilir. Kemik yapısı ve yoğunluğu tam olarak elverişli bulunan belirli endikasyonlarda bekleme periyodunu ortadan kaldıran 1 günde implant uygulaması tercih edilebilirken, klasik protokollerde kaynaşma için 3 ila 6 ay beklenir.
Kemikleşme başarıyla tamamlandıktan sonra iyileşme başlıkları takılarak diş eti şekillendirilir. Ardından dijital tarayıcılarla ölçü alınır ve laboratuvarda kişiye özel hazırlanan zirkonyum veya porselen sabit köprüler vidalar üzerine vidalanarak ya da simante edilerek süreç tamamlanır.
Hastalarda tek bir diş boşluğu mevcut olduğunda tek diş implant yerleştirilerek problem çözülürken, yan yana üç ya da dört diş eksik olduğunda mühendislik prensipleri devreye girer. Kemik kalitesinin uygun olduğu şartlarda yan yana eksik üç diş için iki adet titanyum vida yerleştirilir ve bu iki vida üzerine üç üyeli monolitik bir porselen köprü monte edilir. Böylece boşluğun ortasında kalan diş protezi gövde olarak tasarlanır ve fazladan vida takılmasına gerek kalmaz.
Eğer eksik diş sayısı dört veya beş adede ulaşıyorsa, çiğneme kuvvetlerinin büyüklüğüne göre iki veya üç adet yapay kök stratejik aralıklarla yerleştirilebilir. Bu akılcı planlama hem hastanın çene kemiğinde açılan cerrahi alan sayısını azaltır hem de biyomekanik direnci en üst düzeye çıkarır. Doğru açıyla konumlandırılmış iki titanyum armatür, çiğneme kaslarının ürettiği tonlarca basınca yıllarca güvenle dayanabilir.

Geleneksel diş hekimliği uygulamalarıyla karşılaştırıldığında bu yöntemin hastaya sağladığı en büyük kazanım, çene kemiğinin doğal yapısını korumasıdır. Diş çekimi sonrasında o bölgedeki kemik dokusu işlevsiz kalarak her yıl erimeye devam eder; oysa titanyum kökler çiğneme baskısını kemik hücrelerine ileterek rezorpsiyonu durdurur. Hastanın dudak ve yanak dokuları içeriden desteklendiği için yüz çökmeleri ve erken yaşlılık çizgileri engellenir.
Bunun yanında komşu doğal dişlerin dokusuna kesinlikle dokunulmaz; sağlam dişlerin minesi korunarak ömürleri uzatılır. Sabit köprüler damak tavanını örtmediği için tat alma duyusu zedelenmez ve konuşurken harflerin telaffuzu kusursuzlaşır. Estetik açıdan diş etinden doğal bir şekilde çıkan porselen veya zirkonyum kaplamalar, hastanın sosyal hayatında özgüvenle gülümsemesini ve her türlü sert besini rahatça tüketebilmesini sağlar.
Her cerrahi tıbbi girişimde olduğu gibi bu yöntemin de hastalar açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bazı zorlukları bulunmaktadır. En belirgin durum, tedavinin biyolojik kemik kaynaşma süreci nedeniyle belirli bir zaman dilimini zorunlu kılmasıdır. Çene kemiğine yerleştirilen vidaların hücrelerle tam bütünleşmesi için haftalarca sabırla beklenmesi gerekir; bu bekleme periyodu hastalar için psikolojik bir adaptasyon evresidir.
Ayrıca işlem küçük bir cerrahi operasyon niteliğinde olduğundan, cerrahiye bağlı geçici şişlik, hafif morarma veya sızı gibi semptomlar operasyonu takip eden ilk birkaç günde yaşanabilir. İleri derecede kemik erimesi bulunan hastalarda ilave kemik tozu cerrahileri gerekebilir ve bu da tedavi adımlarını çoğaltır. Bu süreçlerin tamamı uzman hekim gözetiminde planlanmalıdır.
Geleneksel köprü uygulamalarında eksik diş boşluğunu doldurabilmek için boşluğun önündeki ve arkasındaki tamamen çürüksüz, sağlıklı dişlerin minesi ve dentini yontularak yaklaşık yüzde kırk oranında küçültülür. Bu durum sağlam dişlerin hassasiyet geliştirmesine, kanal tedavisi gerektirmesine veya ilerleyen yıllarda köprü altından çürümesine zemin hazırlar. Titanyum kök destekli sistemlerde ise komşu dişlere hiçbir müdahale yapılmaz; sistem tamamen kendi yapay köklerinden güç alır.
Geleneksel köprüler boşluk altındaki kemiğe temas etmediği için o bölgedeki çene kemiği seneler içinde eriyerek köprü gövdesi altında temizlenmesi imkansız boşluklar oluşturur; bu da ağız kokusuna yol açar. Aşağıdaki karşılaştırma tablosu, her iki tedavi ekolünün yapısal, estetik ve fonksiyonel farklarını net bir biçimde özetlemektedir:
|
Klinik ve Fonksiyonel Kriter |
Geleneksel Diş Destekli Köprü |
Çoklu Diş İmplant Destekli Köprü |
|
Komşu Sağlam Dişlerin Durumu |
Kesilerek küçültülür ve doku kaybına uğrar |
Tamamen korunur, hiçbir aşındırma yapılmaz |
|
Çene Kemiği Koruma Özelliği |
Kemik uyarılmadığı için erime devam eder |
Çiğneme basıncı kemiğe iletilir, erime durdurulur |
|
Ortalama Kullanım Ömrü |
7 ila 10 yıl arasında yenileme gerektirebilir |
Düzenli ağız hijyeni ile 20 yıl ve üzeri |
|
Çiğneme Kuvveti İletimi |
Yük destek dişe biner, taşıma kapasitesi sınırlıdır |
Doğal diş kökü gibi doğrudan kemiğe aktarılır |
|
Ağız İçi Temizlik Kolaylığı |
Gövde altına kaçan artıklar zamanla koku yapabilir |
Arayüz fırçası ve ağız duşu ile kolayca temizlenir |
Ağzında hiç dişi kalmamış bireylerde her bir dişin yerine ayrı vida koymak çene kemiğinin kan dolaşımını zorlaştırır. Bu tam dişsizlik olgularında tedavi stratejileri full ağız implant tedavisi başlığı altında değerlendirilir. Kemik yapısının ön bölgelerde yoğunlaştığı ancak arka bölgelerde sinüs sarkması veya sinir kanalı yakınlığı nedeniyle eridiği vakalarda özel açılı cerrahiler uygulanır.
Bu cerrahi protokoller sayesinde hastalar hareketli protezlerin yarattığı vuruk, çiğneme zorluğu ve konuşma bozukluklarından kalıcı olarak kurtulur. Çene kavisi boyunca uygulanan kuvvet dağılımı analiz edilerek, hastaya en az sayıda cerrahi girişimle en sağlam ve estetik sabit protez altyapısı sunulması hedeflenir.
Tam dişsiz çenelerin sabit dişlerle rehabilite edilmesinde kemik anatomisi belirleyici rol oynar. Arka bölgelerde kemik erimesi ileri boyuttaysa, ön bölgedeki yoğun kemikten faydalanmak adına açılı vidalama prensibine dayanan All on Four tekniği ideal bir biomekanik çözüm sunar. Bu yöntemde iki düz, iki açılı vida üzerine tam çene köprü sabitlenir.
Buna karşılık hastanın kemik kalınlığı arka azı bölgelerinde de yeterli düzeydeyse ve hastanın ısırma kuvvetleri daha yüksekse, çene arkına daha geniş bir yük dağılımı sağlamak amacıyla All on Six konsepti tercih edilir. Altı adet yapay kök üzerine oturtulan monolitik köprüler, çiğneme kuvvetini geniş bir alana yayarak sistemin mekanik ömrünü uzatır.
Diş çekiminden sonra uzun yıllar geçtiğinde çene kemiği incelir. Titanyum vidanın kemik dışına taşmaması için ameliyat sırasında bölgeye kemik tozu (greft) eklenerek üzeri kollajen membran ile örtülür ve yeni kemik üretimi tetiklenir.
Üst çene azı dişleri bölgesinde kemik eridiğinde maksiller sinüs boşlukları aşağı doğru sarkar. Sinüs tabanı mikro cerrahiyle yukarı kaldırılarak altına kemik tozu yerleştirilir; böylece vidaların güvenle tutunacağı dikey kemik yüksekliği oluşturulur.
Kemik erimesinin çok ileri boyutlara ulaştığı ve klasik greftlerin tutunamayacağı anatomik çöküşlerde çene kemiğini üç boyutlu yeniden inşa etmek adına box teknik gibi ileri cerrahi osteoplasti yaklaşımlarına başvurulur.
Biyouyumlu titanyum vidalar, insan organizması tarafından yabancı cisim olarak reddedilmez ve kemikle kaynadıktan sonra mekanik aşınmaya uğramaz. Yapılan uzun süreli klinik araştırmalar, doğru planlanmış ve hijyen kurallarına uyulmuş çoklu diş implant köprülerinin 20 yıldan uzun süre, çoğu zaman ise ömür boyu ağızda sorunsuz kaldığını kanıtlamaktadır.
Ancak burada en belirleyici faktör hastanın kişisel ağız bakım disiplinidir. Titanyum vidalar çürümez; fakat onların etrafındaki diş etleri bakteri plağı birikimi sonucu iltihaplanabilir. Diş eti sağlığını koruyan, hekim kontrollerine aksatmadan giden ve gece diş sıkma alışkanlığı varsa koruyucu plak kullanan bireylerde yapılan köprüler ilk günkü sağlamlığını onlarca yıl muhafaza eder.

Ağız cerrahisinde başarı oranları yüzde doksan sekizlere ulaşmış olsa da, biyolojik değişkenler sebebiyle bazı istenmeyen durumlar gelişebilir. Operasyon sırasında veya sonrasında ağız florasındaki zararlı bakterilerin yara hattına sızması peri-implantitis adı verilen sinsi bir doku enfeksiyonunu tetikleyebilir. Bu iltihaplanma yapay kökün etrafındaki kemiği eriterek köprünün sallanmasına yol açabilir.
Deneyimsiz ellerde yapılan müdahalelerde anatomik yapılara zarar verme riski de bulunur. Alt çenede mandibular sinirin zedelenmesi alt dudakta geçici veya kalıcı uyuşukluğa yol açabilirken, üst çenede sinüs tabanının delinmesi kronik sinüzit tablosunu doğurabilir. Ayrıca iyileşme evresinde erken dönemde çok sert besinlerin ısırılması, vidanın kemik içindeki mikro stabilitesini bozarak kaynaşmayı durdurabilir. Belirtiler görüldüğünde hekime ivedilikle başvurulmalıdır.
Normal diş ipleri birbirine bağlı köprülerin arasına giremez. Ucu sertleştirilmiş ve orta kısmı süngerimsi olan superfloss ipleri köprü gövdelerinin altından geçirilerek mukozaya temas eden kör noktalar her gece temizlenmelidir.
Ağız duşları, basınçlı su ve mikro hava kabarcıkları püskürterek fırçanın ulaşamadığı derin ceplerdeki gıda kırıntılarını ve bakteri biyofilmini mekanik olarak yıkayıp dışarı atar.
Köprüyü taşıyan vidaların diş etiyle birleştiği boyun bölgeleri, uygun çapta seçilmiş yumuşak kıllı arayüz fırçalarıyla nazikçe dairesel hareketlerle fırçalanarak plak oluşumu engellenmelidir.
Tedavinin toplam maliyeti hastadan hastaya büyük farklılıklar gösterir; çünkü her bireyin ağız içi anatomisi, eksik diş sayısı ve kemik deformasyonu kendine özgüdür. Fiyatı belirleyen birinci unsur operasyonda kaç adet titanyum vidanın kullanılacağı ve bu vidaların dünya pazarındaki teknolojik marka sınıfıdır. İsviçre, Almanya veya yerli üretim implantların yüzey özellikleri ve patentli tasarımları bütçe üzerinde doğrudan rol oynar.
İkinci önemli etken cerrahi öncesinde veya sırasında kemik hacmini artırmak için uygulanan ek tedavilerdir. Sinüs tabanı yükseltme ameliyatları, kemik tozu ilaveleri ve membran kullanımları cerrahi masraflara yansır. Son olarak köprünün üretileceği materyalin metal destekli porselen mi yoksa son teknoloji monolitik zirkonyum mu olacağı da laboratuvar maliyetlerini şekillendirir. Net bir bütçe ancak detaylı hekim muayenesi ve radyografik analiz sonrasında ortaya çıkar.
İmplant cerrahisi basit bir protez uygulamasından öte, doğrudan canlı çene kemiğine ve komşu sinir damar paketlerine müdahale edilen ileri bir cerrahi branştır. Titanyum vidanın kemik içinde konumlandırılacağı açıdaki bir derecelik hata bile, üzerine gelecek köprünün çiğneme kuvvetlerini yanlış karşılamasına ve vidanın kemikten gevşemesine sebep olabilir. Bu nedenle hekimin çene cerrahisi ve protetik diş hekimliği alanındaki uzmanlığı, komplikasyonların önlenmesinde en kritik eşiktir.
Ayrıca kliniğin cerrahi donanımı, üç boyutlu tomografi teknolojilerine sahip olması ve tam sterilizasyon protokolleri uygulaması enfeksiyon riskini sıfıra indirir. Tüm bu gelişmiş çözümleri incelemek ve ağız yapınıza en uygun tedavi planını öğrenmek için hekim kadromuzun sunduğu kapsamlı implant tedavileri seçeneklerini değerlendirebilir, randevu alarak sağlıklı gülüşünüze güvenle yeniden kavuşabilirsiniz.
İmplant tedavisi hakkında kapsamlı bilgi için ana rehberimize göz atın.
İmplant RehberiBu içerik, medikal doğruluk, güncellik ve hasta bilgilendirme standartları açısından Hospitadent Tıbbi Yayın Kurulu yaklaşımına göre değerlendirilmiştir.
2019 – 2020
Sağlık Turizmi Birincisi
Kurulduğundan bu yana sağlık turizmi ile dünyanın dört bir yanından gelen hastalara ağız ve diş sağlığı sunan Hospitadent, 2019 ve 2020 yıllarında Hizmet İhracatçıları Birliği'nin Hizmet İhracatçıları araştırmasında Dental Sağlık Hizmetleri kategorisinde sağlık turizmi birincisi olmuştur. Hospitadent aynı araştırmada, sağlık kuruluşları arasında ise 2019 yılında 15. sırada 2020 yılında ise 10. sırada yer almıştır. Koşulsuz müşteri memnuniyeti ile çalışan Hospitadent, ağız ve diş tedavilerinde yurt dışından en çok hasta alan sağlık kuruluşu konumundadır.
2013
TEMOS International Quality Certificate
Yurt dışından gelen hastaları yurt dışı departmanları rehberliğinde hiçbir dil sıkıntısı yaşamadan ağırlayan Hospitadent, konaklama imkânı, şehir ve boğaz turları, rehberlik hizmetleri, tedavi ve ilaç gibi birçok konuda destek vererek hasta memnuniyetini maksimum seviyeye çıkarmaktadır. Türk ve yabancı hasta ayrımı yapmadan standart kalite anlayışını uluslararası platforma taşımayı hedefleyen Hospitadent, 2013 yılında "Made in Germany" kalite mührüne dayanarak uluslararası hasta hizmetleri kalitesini dünya çapında değerlendiren ve sertifikalayan kurum Temos'tan "Ağız ve Diş Sağlığı Bakımında Uluslararası Kalite" sertifikası almıştır.
2020
Turquality Marka Destek Programı
16 yıldır yürürlükte olan Türk ürünlerinin yurt dışında markalaşması, Türk malı imajının yerleştirilmesi ve desteklenmesi amacıyla oluşturulan Turquality Marka Destek Programı'na girmeye hak kazanan Dental Group Hospitadent, markalaşma yolunda önemli bir adım atarak ön plana çıkmıştır. Sağlık alanında sadece beş hastanenin yer aldığı bu programa katılan ilk dental sağlık grubu olmak, kaliteli bir imaj oluşturmanın yanı sıra yüksek standartlarımızı da gözler önüne sermektedir.
2018
Stevie Awards – Yılın En Yenilikçi Müşteri Hizmetleri
Dünyada kabul görmüş başarılı kuruluşları ve yöneticileri ödüllendiren Stevie Awards, dünyanın tek uluslararası iş ödülleri programıdır. Hospitadent, 2018'de dünyanın en başarılı şirketlerinin ödüllendirildiği Stevie Awards'ta "Yılın En Yenilikçi Müşteri Hizmetleri Ödülü"nü alarak Türkiye'de Stevie Awards kazanan ilk hastane oldu. Smiling Center, Dijital Gülüş Tasarımı ve Dental SPA gibi uygulamalar bu ödülün kazanılmasında önemli rol oynadı.
2019 – 2020
Hizmet İhracatçıları Birliği Ödülü
Kurulduğundan bu yana sağlık turizmi ile dünyanın dört bir yanından gelen hastalara ağız ve diş sağlığı sunan Hospitadent, Hizmet İhracatçıları Birliği'nin Türkiye ekonomisinin yükselen değerlerini onurlandırdığı Hizmet İhracatı Şampiyonları değerlendirmesinde ülke ekonomisine sağladığı katkılar nedeniyle başarı belgesi almaya hak kazandı. Genel sağlık kuruluşları arasında 2019'da 15., 2020'de ise 10. sırada yer alan Hospitadent, koşulsuz müşteri memnuniyeti anlayışıyla ağız ve diş tedavilerinde liderliğini sürdürüyor.
2021
Great Place To Work® Certified
Çalışanlarımız tarafından doldurulan Great Place To Work anketinin sonuçlarına göre GPTW Türkiye'nin yaptığı değerlendirmede Hospitadent, "Great Place To Work® Certified" şirketi unvanını aldı. En iyi kurum kültürü sertifikasına sahip ilk ve tek diş hastanesi olarak Hospitadent, daha birçok başarıya emin adımlarla ilerlemektedir.